2030’da yaşlı nüfus gençleri geçecek
Dünya yaşlı nüfusu hızla artıyor
Dünya genelinde 2030 yılına kadar 60 yaş ve üzeri nüfusun, genç nüfusu geride bırakacağı ve istismara maruz kalanların sayısının ise 2050 yılına kadar 320 milyona yükselebileceği tahmin ediliyor.
Birleşmiş Milletler (BM) kararıyla "Dünya Yaşlı İstismarı Farkındalık Günü" olarak belirlenen 15 Haziran'da açıklanan veriler, her yıl yaşlıların maruz kaldığı istismar, kötü muamele ve ihmalin arttığını ortaya koyuyor. Bu tablo, küresel ölçekte sosyal güvenlik sistemleri, sağlık harcamaları ve kamu politikaları üzerinde önemli bir baskı riski yaratıyor.
BM ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre 2019-2030 döneminde dünya genelinde 60 yaş ve üzerindeki nüfusun 1 milyardan 1,4 milyara çıkması ve genç nüfusu geride bırakması bekleniyor. Yaşlı nüfusun en fazla ve en hızlı şekilde gelişmekte olan ülkelerde artacağı öngörülüyor. Bu eğilim, emeklilik sistemleri, uzun vadeli bakım sigortaları ve sosyal yardım bütçeleri açısından kritik bir döneme işaret ediyor.
Her 6 yaşlıdan biri risk altında
Yaşlı istismarı fiziksel, psikolojik ve mali istismarın yanı sıra ihmal de dahil olmak üzere birçok biçimde ortaya çıkarken, yaygın olarak yeterince tanınmayan ve bildirilmeyen bir sorun olmaya devam ediyor. Bu durum, politika yapıcılar ve düzenleyici otoriteler için ölçülmesi zor, ancak etkisi yüksek bir risk alanı oluşturuyor.
DSÖ'nün 28 ülkeden 52 çalışmaya dayanan açıklamasına göre, 60 yaş ve üzerindeki her 6 kişiden birinin istismara maruz kaldığı tahmin ediliyor. Yaşlı istismarı mağdurlarının oranı sabit kalsa bile, nüfusun yaşlanması nedeniyle küresel olarak mağdur sayısının hızla artacağı öngörülüyor.
60 yaş ve üzeri küresel nüfusun 2050 yılına kadar 2 milyara ulaşmasıyla, mağdur sayısının da yaklaşık 320 milyona yükselebileceğine işaret ediliyor. Bu artış, hem kamu kaynaklarının planlanmasında hem de özel sektörün (özellikle sigorta, sağlık ve bakım hizmetleri segmentlerinin) risk fiyatlamasında dikkate alınması gereken bir dinamik olarak öne çıkıyor.
İstismarın ekonomik ve sosyal etkileri
Yaşlılara yönelik istismar fiziksel, ruhsal, ekonomik ve sosyal açıdan birçok ciddi olumsuz duruma neden olabilir. Bunlar arasında fiziksel yaralanmalar, erken ölüm, depresyon, bilişsel işlevlerde gerileme, mali yıkım ve bakım kuruluşlarına yerleştirilme yer alıyor.
Özellikle mali istismar, bireylerin birikimlerini hızla tüketerek hem hanenin hem de kamunun üzerindeki yükü artırabiliyor. Uzun süreli bakım ihtiyacının artması, sağlık ve sosyal hizmet bütçelerinde ilave kaynak gereksinimi yaratırken, iş gücü piyasasında da bakım yükü nedeniyle üretkenlik kayıplarına yol açabiliyor. Mağdurların maruz kaldığı istismarın ağır etkileri nedeniyle iyileşme süreçleri de uzun zaman alabiliyor.
Önleyici politikalar ve finansal boyut
Küresel ölçekte özellikle gelişmekte olan ülkelerde, yaşlı istismarı ve bunun nasıl önleneceği hakkında çok az şey bilinirken, bazı ülkelerde sağlık sektörü ya da sosyal hizmetler sektörü farkındalığı artırmaya çalışıyor. Bu alandaki düzenlemeler, kamu-özel işbirliği modelleri ve sosyal yatırım programları için de yeni bir çerçeve ihtiyacını gündeme getiriyor.
Yaşlı istismarını önlemede en iyi yöntemler arasında, bu kişilerin bakım yükünü hafifletmeye yönelik hizmet veren görevlilerin müdahaleleri, mali istismara karşı savunmasız yaşlılar için para yönetimi programları, yardım hatları ve acil barınaklar yer alıyor. Finansal açıdan bakıldığında, danışmanlık hizmetleri, güvenli ödeme altyapıları ve denetimli vekalet mekanizmaları, suistimal riskini azaltabilecek araçlar arasında gösteriliyor.
BM'ye göre, dünya genelinde nüfusun yaşlanmasıyla, daha fazla engelli birey ileri yaşlara ulaşırken, birçok kişi de yaşlandıkça engellilikle karşı karşıya kalıyor. Bu durum, yaşlanma ve engellilik alanlarında yürütülen çabaların, özellikle koruma, bakım ve toplum temelli destek hizmetleri konusunda daha yakın şekilde koordine edilmesini gerekli kılıyor.
Söz konusu alanların tümü, yaşlı istismarının önlenmesi bakımından kritik önemde bulunuyor. Aynı zamanda, sosyal devletin kapsayıcılığı, sigorta şirketlerinin ürün tasarımları, bankacılık sektörünün müşteri koruma politikaları ve uzun vadeli kamu maliyesi projeksiyonları üzerinde belirleyici etki yaratması bekleniyor.