Netanyahu'dan Trump'a mutabakat resti
İran ile ABD arasında aylardır süren savaşın ardından varılan mutabakat, bölgesel dengeleri yeniden şekillendirirken, anlaşmaya en sert tepki İsrail cephesinden geliyor.
Diplomatik kaynaklara göre İsrail, mutabakat kapsamında başlayan 60 günlük müzakere sürecini perde arkasından etkilemeye çalışıyor. İsrail yönetimi, özellikle İran'ın nükleer programına ilişkin kısıtlamalar ve yaptırımların gevşetilmesi başlıklarında ABD'li karar vericilere baskı kuruyor.
Netanyahu-Trump hattında baskı iddiası
CNN'e konuşan ve ismi açıklanmayan bir İsrailli yetkili, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun, ABD Başkanı Donald Trump üzerinde baskı oluşturmak için sağ eğilimli medya figürleri ve kendisine yakın senatörleri devreye soktuğunu öne sürdü.
Aynı yetkili, Netanyahu'nun Washington'a, İran ile nihai bir anlaşmaya varılmayacağı ve Tahran yönetiminin nükleer programına yönelik gerçek ve kalıcı kısıtlamaları kabul etmeyeceği yönünde değerlendirmeler ilettiğini belirtti.
İddiaya göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in söz konusu mutabakatın hükümlerine bağlı olmadığını da aktardı. Böylece Tel Aviv yönetimi, hem askeri hem de diplomatik alanda kendi stratejik inisiyatifini korumayı hedefliyor.
İsrail Başbakanlık Ofisi ise bu iddialara ilişkin şu ana kadar resmi bir açıklama yapmış değil. Ancak siyasi gözlemciler, İsrail iç siyasetinde İran dosyasının hükümet için temel meşruiyet alanlarından biri olduğuna dikkat çekiyor.
İslamabad Mutabakatı’nın çerçevesi
İran ve ABD, Pakistan arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonucu 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki anlaşmazlıkların müzakere yoluyla çözülmesini esas alan 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını açıklamıştı.
“İslamabad Mutabakatı” adı verilen metin, 18 Haziran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe girdi. Bu çerçeve metin, askeri gerilimin azaltılmasının yanı sıra bölgesel ticaret yollarının yeniden işlerlik kazanmasını da hedefliyor.
Mutabakat; Lübnan cephesindeki çatışmaların sonlandırılması, Hürmüz Boğazı'nın ticari gemi trafiğine tam olarak açılması ve ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi kritik maddeler içeriyor. Bu maddeler, enerji ticareti ve deniz taşımacılığı açısından küresel piyasalara doğrudan etki potansiyeli taşıyor.
60 günlük müzakere süreci
Mutabakat zaptının imzalanmasının ardından tarafların, kısa süre içinde 60 günlük yoğun bir müzakere takvimine girmesi bekleniyor. Bu süreçte ana gündem başlıklarını İran'ın nükleer programına ilişkin teknik ve denetim mekanizmaları ile mevcut ekonomik yaptırımların kademeli olarak kaldırılması oluşturacak.
Piyasa analistleri, özellikle enerji fiyatları, risk primleri ve bölge para birimleri üzerinde anlaşmanın seyrine bağlı olarak dalgalanma görülebileceğine dikkat çekiyor. Hürmüz Boğazı'ndaki ticari risklerin azalması, sigorta maliyetleri ve navlun fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilir.
Öte yandan İsrail'in, ABD iç siyasetindeki etkisi üzerinden mutabakatın kapsamını daraltmaya veya uygulamasını yavaşlatmaya çalışması, sürecin belirsizliğini artıran unsur olarak öne çıkıyor. Washington-Tahran hattındaki her gelişme, hem bölgesel güvenlik mimarisini hem de küresel finansal fiyatlamaları yakından etkilemeye devam edecek.