ABD en büyük petrol ihracatçısı konumuna yükseldi
ABD, Orta Doğu petrolüne bağımlılığını azaltmasının ardından küresel enerji denkleminde tarihi bir eşiği geride bıraktı. Ülke, mayıs ayında üst üste üçüncü kez dünyanın en büyük petrol ihracatçısı konumuna yükseldi.
Reuters’ın Vortexa verilerine dayandırdığı analize göre, Amerika Birleşik Devletleri’nin ham petrol ve yakıt sevkiyatları mayıs ayında günde 10.5 milyon varile ulaştı. Güçlü üretim kapasitesi ve stratejik petrol rezervlerinin piyasaya kontrollü biçimde sunulması, ABD’nin ihracatını destekleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
Aynı dönemde Suudi Arabistan’ın petrol ihracatı, İran savaşı kaynaklı arz kesintilerinin etkisiyle günlük 5.9 milyon varile geriledi. Ukrayna’ya yönelik saldırıların yarattığı yaptırım ve lojistik baskılar nedeniyle Rusya’nın günlük ihracatı ise 7 milyon varil seviyesinde kaldı.
2025 ihracat tablosu
Vortexa verileri, 2025 yılına gelindiğinde tabloya farklı bir perspektiften bakılmasına neden oluyor. Buna göre Suudi Arabistan, 2025 yılında günlük 8.1 milyon varil petrol satışıyla yeniden güçlü bir ihracat hacmine ulaştı. Amerika Birleşik Devletleri’nin aynı dönemdeki günlük petrol ihracatı 6.6 milyon varil düzeyinde gerçekleşirken, Rusya’nın günlük petrol ihracatı 5.8 milyon varil seviyesinde seyretti.

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla devreye giren arz şoku, Orta Doğu’ya alternatif kaynak arayan alıcıları ABD varillerine yöneltti. Amerikalı enerji şirketleri, esnek üretim yapıları ve gelişmiş ticaret altyapıları sayesinde bu dönemde en büyük faydayı sağlayan aktörler arasında yer aldı. Suudi Arabistan ve Rusya ise aslında savaş başlamadan çok önce, Amerikan kaya petrolü devriminin hızına uyum sağlamakta zorlanmaya başlamıştı.
Petrol üretimindeki dönüşüm
Amerika Birleşik Devletleri, ihracat altyapısındaki modernizasyon ve kaya petrolü teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde üretimini son çeyrek yüzyılda çarpıcı biçimde artırdı. Ülkenin ham petrol ve sıvı yakıt üretimi, 2000 yılından bu yana neredeyse üç katına çıkarak günlük 22 milyon varile ulaştı. Bu artış, hem iç talebin karşılanmasını hem de küresel piyasalara istikrarlı ihracat yapılmasını mümkün kıldı.

Aynı süreçte Suudi Arabistan’ın petrol üretimi, OPEC kotalarına ve küresel arz-talep dengesine bağlı olarak 2000 ile 2026 yılları arasında günlük 10 milyon ile 12 milyon varil bandında dalgalandı. Rusya’nın üretimi ise 2020 sonrası dönemde yaptırımlar, finansmana erişim sorunları ve yeni sahalara yatırım zorlukları nedeniyle ivme kaybederek günlük 10 milyon varilin altına indi.
ABD açısından bir diğer kritik kırılma noktası, 2015 yılında 1973 Arap ambargosundan bu yana yürürlükte olan yaklaşık kırk yıllık ham petrol ihracatı yasağının kaldırılması oldu. Bu kararın ardından, bir dönemin “tükenme” uyarılarıyla anılan ABD petrol sektörü, küresel pazarda hem hacim hem de fiyatlama gücü açısından liderler arasına yerleşti.
Vadeli piyasalar ve fiyatlar
Küresel petrol ihracatı dengelerine ilişkin beklentiler, jeopolitik manşetlerle birlikte vadeli işlemler piyasalarına da hızla yansıyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a yönelik askeri saldırıları iptal ettiğini ve müzakerelerin İran liderliğinin en üst düzeyinde ilerlediğini açıklaması, enerji kontratlarında sert bir düzeltmeyi tetikledi.
Trump’ın “İran ile harika bir uzlaşma” üzerinde anlaştıklarını ve imzaların günler içinde atılabileceğini söylemesi sonrasında, piyasalar kısa vadede daha düşük jeopolitik risk primi fiyatlamaya başladı. Mizuho yetkilisi Robert Yawger, vadeli işlemler cephesinde yatırımcıların bir anlaşmanın kısa sürede tamamlanacağı beklentisini hızla fiyatlara yansıttığını belirtti.

Perşembe gününü düşüşle kapatan vadeli NYMEX ham petrol kontratları, jeopolitik tansiyondaki olası yumuşamayı fiyatladı. Temmuz teslimatlı vadeli NYMEX ham petrol kontratı yüzde 2.6 gerileyerek varil başına 87.71 dolara indi. Ağustos teslimatlı vadeli Brent ham petrol kontratı ise yüzde 2.9 düşüşle varil başına 90.38 dolar seviyesine çekildi. Böylece her iki kontrat da sırasıyla 29 mayıs ve 17 nisan tarihlerinden bu yana en düşük uzlaşma seviyelerini test etti.
Doğal gaz cephesinde de satış baskısı öne çıktı. Vadeli NYMEX temmuz doğal gaz kontratı, talep görünümündeki zayıflama ve daha ılımlı hava tahminlerinin etkisiyle yüzde 3.1 düşüşle milyon İngiliz ısı birimi başına 3.087 dolara geriledi.
Jeopolitik risk ve OPEC
Trump’ın Beyaz Saray’daki açıklamalarının ardından, Amerikan ham petrol fiyatları uzlaşma sonrası işlemlerde varil başına 2 dolar daha geri çekildi. Piyasalar, olası bir anlaşmanın İran petrolünün kademeli biçimde piyasaya dönmesini ve küresel arzın rahatlamasını sağlayabileceğini fiyatlamaya başladı.
OPEC ise küresel petrol ihracatı görünümünü etkileyen talep projeksiyonlarını aşağı yönlü revize etti. Kurum, küresel petrol talebi artış tahminini 1.17 milyon varilden 970 bin varile indirdi. Buna rağmen OPEC’in tahmini, savaşın tüketimi daha sert vuracağını öne süren diğer bağımsız tahminlere kıyasla görece iyimser bir çizgide kalmaya devam ediyor.
Talep tahminlerinde ayrışma
Küresel petrol piyasasında öne çıkan bir diğer başlık ise talep projeksiyonlarındaki belirgin ayrışma. Amerika Birleşik Devletleri Enerji Bilgi İdaresi (EIA), savaşın küresel ekonomi ve ticaret üzerindeki baskısını gerekçe göstererek, küresel petrol talebinin bu yıl günlük 1.1 milyon varil gerilemesini bekliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ise görece daha sınırlı bir daralma öngörerek, talebin bu yıl günlük 420 bin varil azalacağını tahmin ediyor. Bu tablo, kurumlar arasındaki varsayım farklılıklarını ve belirsizlik düzeyini ortaya koyarken, fiyatlama tarafında da dalgalanmayı artırıyor.
Küresel petrol ihracatı piyasasında Amerikan şirketlerinin payı istikrarlı biçimde artarken, barış sürecine yönelik iyimser söylemler ve talep tarafındaki aşağı yönlü revizyonlar, hem petrol hem de doğal gaz fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor. Yatırımcılar açısından önümüzdeki dönemde, jeopolitik başlıklar kadar, talep projeksiyonlarında hangi senaryonun öne çıkacağı da varil fiyatları için belirleyici olacak.