Almanya ve Fransa 100 milyarlık projeden vazgeçti
Almanya ve Fransa savaş uçağı projesini bitirdi
Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen hafta Karadağ'da düzenlenen Avrupa Birliği (AB)-Batı Balkanlar Zirvesi kapsamında bir araya gelerek, aylardır süren tıkanıklığın ardından ortak savaş uçağı projesini sonlandırma kararı aldı.
Almanya Haber Ajansı DPA'nın, Berlin hükümet kaynaklarına dayandırdığı habere göre, iptal edilen projenin yaklaşık 100 milyar Euro büyüklüğünde olması, kararın hem savunma sanayii hem de Avrupa'nın stratejik özerklik hedefleri açısından kritik önem taşıdığını gösteriyor.
Askeri ihtiyaçlar ve ticari rekabet
Savunma analistleri, projenin başarısızlığa uğramasının, Avrupa'nın onlarca yıldır süregelen yetersiz savunma yatırımlarının ardından askeri kapasitesini yeniden inşa etme sürecinde karşılaştığı kronik zorlukları bir kez daha ortaya çıkardığı görüşünde birleşiyor.
Söz konusu proje, yalnızca yeni nesil bir savaş uçağı geliştirmeyi değil, bu uçağa eşlik edecek silahlı ve silahsız insansız hava araçlarından (İHA) oluşan entegre bir muharebe ağı kurmayı da hedefliyordu. Sistem, 2040 yılından itibaren Fransa'nın Rafale, Almanya ve İspanya'nın Eurofighter jetlerinin yerini alacak şekilde planlanmıştı.
Ancak projenin geleceğine ilişkin karar, teknik özellikler, liderlik paylaşımı ve sanayi iş bölümü konularında uzun süredir devam eden anlaşmazlıklar nedeniyle bir türlü netleşmedi. Savunma analistleri, Merz ve Macron'un, Almanya ile İspanya'yı temsil eden Avrupa havacılık grubu Airbus ile Fransa'nın savunma devi Dassault Aviation arasındaki derin fikir ayrılıklarını gidermek için aylarca yoğun diplomasi yürüttüğünü hatırlatıyor.
Buna karşın teknoloji paylaşımı, yönetim kontrolü ve patent hakları gibi başlıklardaki ticari rekabet, siyasi iradenin önüne geçerek süreci tıkadı. Şirketler arasındaki kriz, iki ülkenin askeri ihtiyaçlarındaki taban tabana zıt beklentilerle birleşince, proje tamamen kilitlendi.
Fransa nükleer caydırıcılığa odaklandı
Fransa cephesi, kendi stratejik caydırıcılık doktrini çerçevesinde yeni nesil savaş uçağının nükleer silah taşıma kapasitesine sahip olmasını zorunlu gördü. Paris ayrıca, platformun uçak gemilerine tam uyumlu şekilde tasarlanmasını da proje şartları arasına koydu.
Buna karşın Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Berlin'in operasyonel önceliklerinin farklı olduğuna dikkat çekerek, 6. nesil insanlı bir jet geliştirmenin Almanya için mantıklı olup olmadığını açık biçimde sorguladı. Merz, Almanya'nın ne nükleer silah taşıma kapasitesine ne de uçak gemisi uyumluluğuna ihtiyaç duymadığını net şekilde vurguladı.
Böylece Almanya ile Fransa arasındaki askeri konsept farkları, şirketler düzeyinde yaşanan yetki ve teknoloji paylaşımı gerilimleriyle birleşerek, yaklaşık 100 milyar Euro'luk FCAS Projesi'nin sürdürülemez hale gelmesine yol açtı.
Avrupa savunmasında alternatif arayışı
FCAS Projesi'ndeki takvim sapmaları ve stratejik belirsizlikler, pek çok Avrupa ülkesini savunma ihtiyaçlarını karşılamak için alternatif çözümlere yöneltti. Süreç boyunca birçok ülke, ABD yapımı F-35 gibi mevcut ve sahada kendini kanıtlamış platformlara yönelmeyi sürdürdü.
Alman basınında yer alan bilgilere göre, gelinen noktada artık ortak tek bir platform yerine, aynı genel çatı altında iki farklı uçağın ortaya çıkması bekleniyor. Fransız Dassault firmasının Rafale uçağını yeni nesil teknolojilerle tek başına geliştirmeye odaklanacağı tahmin ediliyor.
Öte yandan Airbus'ın, Gripen savaş uçaklarını üreten İsveçli savunma sanayii şirketi Saab ile iş birliğine gitmesi ya da İngiltere, Japonya ve İtalya'nın yürüttüğü rakip savaş uçağı projesi GCAP'e katılması olasılık dahilinde değerlendiriliyor.
Finansal ve stratejik etkiler
Projenin sonlanması, ortak Ar-Ge ve üretim kabiliyetleri üzerinden maliyet avantajı hedefleyen Avrupa savunma sanayii için önemli bir ölçek ekonomisi fırsatının kaybı anlamına geliyor. 100 milyar Euro'luk hacmin dağılması, hem savunma bütçelerinin verimliliği hem de kıta genelinde tedarik zinciri planlaması üzerinde baskı yaratabilir.
Analistler, Fransa ve Almanya'nın ayrı uçak programlarına yönelmesi halinde, birim maliyetlerin artabileceğine, ihracat pazarlarında ABD yapımı platformlarla rekabette ek zorluklar yaşanabileceğine işaret ediyor. Buna karşılık, firmaların yeni ortaklıklara açılması ve farklı uluslararası konsorsiyumlara katılması, teknoloji paylaşımı ve finansman kaynaklarını çeşitlendirebilecek bir faktör olarak öne çıkıyor.
Önümüzdeki dönemde, özellikle Airbus, Dassault Aviation ve Saab gibi şirketlerden gelecek strateji güncellemeleri, Avrupa savunma sanayiinin yeniden yapılanma sürecinin yönünü belirleyecek ana başlıklar arasında izlenecek.