Japonya faizi 31 yılın zirvesine çıktı
Japonya faizde 1995 zirvesine yaklaştı
Japonya Merkez Bankası (BoJ), küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin ardından politika faiz oranını 1995 yılından bu yana görülen en yüksek seviyeye yaklaştırarak yüzde 0,75 seviyesinden yüzde 1 düzeyine yükseltti. Salı günü gerçekleştirilen toplantıda alınan bu karar, bankanın uzun yıllar süren ultra gevşek para politikasından uzaklaşma sürecinde yeni bir adım niteliği taşıyor.
Banka, hamlenin küresel enflasyon baskılarının arttığı, özellikle İran savaşı nedeniyle tırmanan yaşam maliyetlerinin dünya genelinde para politikalarını yeniden sıkılaşma eksenine çektiği bir dönemde geldiğine dikkat çekiyor. Diğer büyük merkez bankaları bu yıl içinde faiz artırımlarına yönelirken, Japonya uzun süre negatif veya sıfıra yakın faiz politikalarıyla ayrışmıştı.

Japonya, 1990'lı yıllarda varlık fiyatlarındaki çöküşle mücadele etmek için faiz oranlarını agresif biçimde indirerek deflasyonist sarmalı kırmaya çalışmıştı. Fiyatların gerilemesi ve büyümenin durması sonucu politika faizi yaklaşık yirmi yıl boyunca sıfıra yakın seyretti ve ülke, uzun süre "deflasyon ekonomisi" olarak anıldı.
Normalleşme süreci ve para politikası
Banka, Mart 2024 döneminden bu yana faiz oranlarını kademeli biçimde yukarı çekiyor. Mart 2024'te atılan adım, ülkede 17 yıl aradan sonra yapılan ilk faiz artışı olarak kayda geçmişti. Bu hamle, BoJ'un kriz dönemi araçlarından çıkıp daha klasik para politikası çerçevesine yöneldiğinin ilk güçlü sinyali olarak yorumlanmıştı.

Küresel iktisatçılar, yaklaşık yirmi yıllık deflasyon döneminin ardından Japonya'nın artık enflasyonist bir yükseliş döngüsüne girdiğini vurguluyor. Uzmanlara göre, ücret artışları ve iç talepteki kademeli toparlanma, fiyat dinamiklerinde kalıcı bir değişime işaret ediyor.
Bu çerçevede, acil durum ve kriz yönetimi dönemine özgü para politikalarına ihtiyaç kalmadığı, bankanın "normal" para politikasına kontrollü bir geçiş yapmak istediği ifade ediliyor. Ancak BoJ yönetimi, toparlanmanın kırılgan doğası ve küresel belirsizlikler nedeniyle adımlarını kademeli ve veriye bağlı şekilde atmaktan yana tutum sergiliyor.
Enflasyon baskısı ve enerji fiyatları
Yükselen enerji fiyatları, Orta Doğu petrol ve gazına büyük ölçüde bağımlı olan Japonya üzerinde önemli bir maliyet baskısı yaratıyor. Özellikle İran savaşı kaynaklı jeopolitik riskler, enerji kontratlarına yansıyan primler üzerinden ülke içi fiyatları yukarı itiyor.
Verilere göre Japonya'da toptan eşya fiyatları mayıs ayında bir önceki yıla göre yüzde 6'dan fazla artarak son üç yılın en hızlı yükselişini kaydetti. Bu durum, girdi maliyetleri kanalıyla önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarına da yukarı yönlü baskı getirebileceği endişesini güçlendiriyor.

Buna karşın nisan ayında yüzde 1,4 seviyesinde gerçekleşen manşet enflasyon oranı, bankanın yüzde 2 olan hedefinin altında kalmaya devam ediyor. BoJ, orta vadede enflasyonun hedefe kalıcı biçimde yerleşip yerleşmediğine ilişkin veri akışını dikkatle izliyor.
Banka faiz artırımı konusunda zorlu bir dengeleme süreci yürütüyor. Yüksek faiz oranları enflasyonu düşürmeye ve fiyat beklentilerini çıpalamaya yardımcı olurken, borçlanma maliyetlerini artırarak hem hükümet için kamu borcu servis yükünü, hem de işletmeler için finansman giderlerini yukarı taşıyor.
Politika yapıcıların yaklaşımı
Banka Başkanı Kazuo Ueda, karaciğer kisti tedavisi nedeniyle hastanede bulunması sebebiyle bu haftaki toplantıya fiziken katılamadı. Ancak Ueda ve diğer kurul üyeleri, son aylarda faiz artırımı ihtimaline daha olumlu ve hazır bir tutum sergiliyor. Ueda, ay başında yaptığı değerlendirmede yukarı yönlü fiyat risklerinin, ekonomik faaliyete yönelik aşağı yönlü risklerden daha ağır basması durumunda faiz artırımının artı ve eksilerinin derinlemesine tartışılması gerektiğini belirtmişti.

Hükümet kanadında ise Başbakan Sanae Takaichi, göreve gelmeden önce kamu harcamalarının artırılmasını savunurken, faiz artırımı fikrine mesafeli bir duruş sergilemişti. Buna rağmen Takaichi, geçen yıl başbakanlık görevini üstlenmesinden bu yana BoJ'un daha yüksek faiz eğilimini kamuoyu önünde açık biçimde eleştirmedi.
Son faiz adımı, Takaichi dönemindeki ikinci politika faizi artışı niteliğini taşıyor. Piyasalar, bankanın aralık ayında politika faizini yüzde 0,75 civarına çekmesinden bu yana yeni bir artış için fiyatlama yapıyordu. Bu nedenle, son karar büyük ölçüde öngörülen bir adım olarak algılandı ve piyasa tepkileri sınırlı kaldı.
Yen ve küresel dengeler
Japonya Merkez Bankası, faiz kararıyla birlikte özellikle ABD doları ve Euro karşısında uzun süredir baskı altında kalan yen için de bir denge arayışına girmiş durumda. Zayıf yen, ihracatçı şirketlerin rekabet gücünü desteklese de, enerji ve gıda gibi ithalata bağımlı kalemlerde maliyetleri artırarak enflasyonist baskıları güçlendiriyor.
Finans uzmanları, yenin "çok ucuz" kaldığına ve kurun mevcut seviyelerinin hem hanehalkı alım gücü hem de fiyat istikrarı açısından sürdürülebilir olmadığına dikkat çekiyor. Bu çerçevede, para birimini kademeli biçimde güçlendirmenin büyüme üzerinde yıkıcı bir etki yaratmadan yönetilebileceği görüşü ön plana çıkıyor.
Faiz artışına karşın Japonya'nın politika faizi, diğer büyük gelişmiş ekonomilere kıyasla halen düşük seviyede bulunuyor. Örneğin ABD ve İngiltere'de faiz oranları yüzde 3'ün üzerinde seyrediyor. Her iki ülkenin merkez bankalarının da bu hafta yapacakları toplantılarda faiz oranlarını sabit tutmaları bekleniyor.
Uzmanlar, Japonya'daki bu kademeli politika değişiminin küresel finansal dengelerde yavaş ama yönlü bir yeniden hizalanmaya işaret ettiğini belirtiyor. Getiri farklılıklarının daralması, sermaye akımlarının bileşimini ve gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik risk iştahını önümüzdeki dönemde yeniden şekillendirebilir.