Esnek çalışmada özgürlük algısı, belirsizlik şikâyeti
İstanbul Barometresi iş yaşamını mercek altında tutuyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul Planlama Ajansı'nın (İPA) hazırladığı İstanbul Barometresi’nin mayıs ayı raporu yayımlandı. “Çalışma Hayatında Sınırlar, Esneklik ve İyi İş Algısı” başlıklı araştırma, İstanbul’daki çalışanların iş yaşamına ilişkin beklentilerini, stres düzeylerini ve çalışma koşullarını ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor.

İstanbul’da emek yoğun işlerin ağırlığı
Verilere göre İstanbul’daki çalışanların önemli bir bölümü bedensel güç gerektiren işlerde istihdam ediliyor. Katılımcıların 49,6’sı fiziksel emek ağırlıklı sektörlerde çalıştığını belirtirken, 30,7’si masa başı ve zihinsel emek gerektiren işlerde görev yaptığını ifade etti. Araştırmada çalışanların 19,7’si ise hem fiziksel hem de zihinsel emek gerektiren karma işlerde çalıştığını kaydetti.

Bu dağılım, İstanbul işgücü piyasasında beyaz yakalı istihdamın yanı sıra mavi yakalı ve karma işlerin de yüksek paya sahip olduğunu, dolayısıyla iş sağlığı ve güvenliği politikalarının yanı sıra beden gücüne dayalı çalışma koşullarının da yakından izlenmesi gerektiğini gösteriyor.
Esnek çalışma algısı ikiye bölünüyor
Araştırmanın dikkat çeken başlıklarından biri de esnek çalışma modeli. Katılımcılara yöneltilen sorular, çalışanların bu sisteme ilişkin farklı ve zaman zaman çelişkili deneyimler yaşadığını ortaya koydu. Katılımcıların 48,7’si esnek çalışmayı “özgürlük ve iş-özel hayat dengesi” olarak tanımlarken, 35,2’lik kesim esnek çalışmayı “belirsizlik ve plansızlık” şeklinde değerlendirdi.

Öte yandan 16,1 oranındaki çalışan, esnek çalışma modelinin beraberinde “sürekli ulaşılabilir olma baskısı” ve “bitmek bilmeyen iş yükü” getirdiğini vurguladı. Bu tablo, esnek çalışmanın doğru tasarlanmadığında çalışan üzerinde kontrolsüz bir baskı yaratabildiğine işaret ediyor.
Çalışma modellerinde ofis üstünlüğü
Uzaktan ve hibrit çalışma modellerinin küresel ölçekte yaygınlaşmasına karşın, İstanbul’da ofise dayalı çalışma düzeni hala baskın konumda. Katılımcıların 74,1’i tüm gün işyerinde veya ofiste çalıştığını belirtirken, uzaktan ya da hibrit çalışma sisteminde görev yapanların oranı 25,9 seviyesinde kaldı.
Bu dağılım, özellikle hizmet, perakende, imalat ve sahaya dayalı işlerin yoğun olduğu metropollerde tam zamanlı ofis ve işyeri varlığının önemini koruduğunu, buna karşın uzaktan çalışmanın daha sınırlı bir çalışan grubuna hitap ettiğini ortaya koyuyor.
Stres ve tükenmişlik riskleri
İPA’nın araştırması, çalışanların mesleki stres düzeylerini de masaya yatırdı. Katılımcıların 40,5’i iş nedeniyle yoğun stres hissettiğini belirtirken, 38,5’i böyle bir sorun yaşamadığını ifade etti. 21’lik kesim ise bu konuda net bir görüş bildirmedi. Bu oranlar, çalışanların önemli bir bölümünün iş kaynaklı baskıyı yoğun şekilde hissettiğine işaret ediyor.
Tükenmişlik düzeyi de dikkat çekici. Katılımcıların 35,2’si kendisini tükenmiş hissettiğini belirtirken, 46,4’ü tükenmişlik yaşamadığını söyledi. Veriler, İstanbul’da çalışan nüfusun hatırı sayılır bir bölümünün hem stres hem de tükenmişlik riskiyle karşı karşıya olduğunu, bu nedenle işyeri politikalarında ruhsal iyi olma haline yönelik uygulamaların önem kazandığını gösteriyor.